Pandemi ve Aile



Her aile birbirinden çok farklıdır, farklı dinamikler üzerine kuruludur. Dolayısıyla pandeminin her ailenin üzerinde yaratacağı etki de farklı olacaktır. Burada önemli olan bireysellik ve yakınlığın dengesi ve bu dengenin çocukların gelişimsel dönemlerine göre esneklik gösterebilmesidir. Aile içinde herkesin hem kendi başına oldukları hem ikili paylaşımları olan hem de tüm aile olarak bir arada geçirilen zamanlara ihtiyacı vardır. Gelişimsel olarak her yaştaki çocuğun ihtiyaç duyduğu anne ve babasıyla zaman geçirme şekli ve süresi farklıdır. Ancak her çocuğun ebeveynlerinden en az birinden kesintisiz ilgi alabildiği bir süreye ihtiyacı vardır. Bu ilginin şekli elbette 3 yaşındaki bir çocukla 14 yaşındaki bir ergen arasında farklı olacaktır.


Bireysel, çift olarak ve aileyle geçirilen zamanlar arasında denge kurmak çok önemlidir. “Ben” zamanı ve “biz” zamanı diyerek bir ayırım yapılabilir. Örneğin akşam yemekleri herkesin bir araya geldiği bir “biz” zamanıdır. Bu sürede telefonların masaya getirilmemesini öneriyoruz. Yine bazı akşamları film akşamı, kutu oyunu akşamı gibi belirlenebilir. Ancak çocuklar da anne-babalarının çift olarak zamanları da olduğunu ve o zamanlarda rahatsız etmemeleri önemlidir. Anne baba çocuğa “şimdi anne-baba zamanı, seninle yarım saat sonra konuşacağım” diyebilir.


Ailedeki uyum ve yakınlığın korunması için “ben” zamanları da “biz” zamanları kadar kıymetlidir. Çiftlerin hobilerine ayırdıkları zamanın hem kendi ruh sağlıkları hem de ilişkileri için çok büyük faydası olduğunu hatırlamaları önemli. Önemli bir nokta: bir kişinin partnerini en çekici bulduğu an onun kendine güvenli bir şekilde ve tutkuyla bir şeyle meşgul olduğunu görmektir. Cinsellik için şöyle bir söz var. “Ateş yanabilmek için havaya ihtiyaç duyar.” Dolayısıyla çiftler arasında biraz mesafe olması, birbirleri ile ilgili bazı şeyleri merak etmeleri cinsel hayat için gereklidir. Aynı evde olsalar bile sadece kendilerine ait ilgi alanları, mekanları olması ve sonrasında ortak alanlarda birleşmeleri ilişkiyi canlı tutar. Ayrıca anne ve babasını kendine iyi gelecek şeyler yaptığını görmek, çocuklar için de kendine değer vermek anlamında model olacaktır. Evde kalınan dönemlerde bile birçok yeni hobi edinmek mümkün. Online spor derslerine katılmak, müzik aleti öğrenmek ya da başkalarıyla senkronize şekilde çalmak, yeni bir dil öğrenmek, vs.


Araştırmalar ev işlerine yardım eden erkeklerin olduğu ailelerde ilişki doyumu ve cinsellik tatminin iki taraf açısından da daha yüksek olduğunu söylüyor. Öncelikle kendi anne babalarından gördükleri rol paylaşımının ve evin kadının alanı olduğu inancının değişmesi gerekiyor. Erkeğin bu konuda sorumluluk alması, kadının da buna alan açabilmesi ve mükemmelliyetçi olmayı kenara bırakması şart. İş yaşamındaki rollerle evdeki rollerin birbirinden çok farklı olduğunu kabul etmek gerekir. Yönetici bir kişi, işteki bu rolünü eve taşırsa aile dinamiklerinde bozulmalar yaşanır. İşini kaybetmiş dahi olsa kendini lider konumunda hissedebileceği farklı alanlar bulabilir (bir destek kampanyası başlatmak gibi).


Aile içi iletişimin bu dönemde güçlenmesi gerekiyor. Evdeki zamanın nasıl planlanacağı, her bireyin neye ihtiyacı olduğu ve bir takım olarak bu süreçle daha iyi başa çıkabilmenin yolları konuşulmalıdır. Bazı kişiler aşırı stres altında olduklarında bunu diğerleriyle paylaşmak yerine kendi iç dünyalarına, işlerine odaklanmayı seçebilirler. Kendi kaygılarını paylaşabilecekleri bir alan yaratmak, sözünü kesmeden dinlemek, duyguları ne olursa olsun yargılamadan dinlemek kendilerini açmalarını kolaylaştırabilir. Yanına giderek “sana uygun bir zamanda biraz sohbet etmek istiyorum” diyebilirsiniz.


Teknoloji ve sosyal medya da çift ve aile ilişkilerini farklı şekillerde etkiledi. Ancak unutulmamalı ki bugünlerde sosyalleşmenin, dünyayla bağlantıda kalmanın tek yolu sosyal medya. Dolayısıyla bu doğal ihtiyacı görmek ve kabul etmek çok önemli. Ancak bu etrafla bağı koparacak kadar aşırı bir noktadaysa eşlerin birbirleriyle bu durumu konuşmaları gerekir. Bu konu eleştiri olarak değil (sürekli telefondasın gözün başka bir şey görmüyor) duyguların ifadesi (bu saatlerde kendimi yalnız hissediyorum ve senle daha çok vakit geçirmeye ihtiyacım var. İşin bitince gelip yanıma oturur musun?) şeklinde dile getirilmelidir.


Herkesin stresle başa çıkmak için kullandığı yöntemleri bilmesi ve birbirleri ile gerginlik anlarında onlara neyin iyi geldiğini daha henüz gerginlik yaşanmadan konuşmuş olmalarını öneriyoruz. Rahatlama ve nefes egzersizleri, ev içinde spor, duyguları yazdıkları bir günlük, müzik aleti çalmak ya da resim yapmak, arkadaşlarla online sohbet etmek gibi onlara iyi gelen şeylere vakit ayırabilmeleri de gerginliklerin yükselmesini önlemek adına önemlidir. Ayrıca gergin konuşmaları çiftlerin yüz yüze ve göz göze bakarak yapmaları da gerginliğin tırmanmasını engelleyebilir. Ancak yine de gerilim arttıysa eşler mola vererek 15-20 dakika ayrı yerlerde kalıp sakinleştikten sonra konuşmaya devam etmeliler.


Sosyal izolasyon ve pandeminin getirdiği kaygı birçok kişinin, hayatını, kim olduğunu, ilişkilerini sorgulamasına yol açtı. Bu sürecin getirdiği farkındalık ve birlikte daha fazla zaman geçirmek, eşleri birbirlerine yakınlaştırıp birbirlerini daha iyi tanımalarına yol açabileceği gibi ilişkide farkında olunan ya da olunmayan çatışmaların ve sorunların su yüzüne çıkmasını sağlayarak sonrasında ayrılık ve boşanmaya da yol açabilir. Eğer altta yatan bir mesafe ve ilişkisel bir travma kaynaklı bir kırılmışlık varsa bu dönemde gündeme gelerek konuşulması mümkün olabilir. Ancak bunun yanı sıra eşlerin artan stresi iyi yönetilmezse tırmanarak daha fazla çatışmaya ya da birbirinde sıkılmaya da yol açabilir. Evde çocuklar olunca genellikle odak noktası çocuklar oluyor. Çiftler kendi ruh hallerini bir kenara koyup çocuklarının değişen hayatlarını yeniden organize etmekle, onların ihtiyaçlarıyla daha fazla meşgul olabiliyorlar. Çocuksuz çiftlerin birbirleri ile ilgilenmek için daha fazla zamanı oluyor. Dolayısıyla çift ilişkisinde yaşanan sıkıntılar belki de çok bekletilmeden konuşulabiliyor. Ancak çocuklar evin içine enerji de getirdikleri için zor durumlarda çift ilişkisini koruyucu etkileri de olabiliyor.


Birçok çift aslında ilişkiden doyum almamalarına rağmen hayatın koşturması ve çocuklarla ilgili yoğunluğa odaklanarak ilişkideki sorunlarını halının altına süpürüyor. Zaten birbirini sadece akşam yemeklerinde gören, aralarında cinsel ve duygusal bir yakınlık kalmamış olan çok sayıda çift var. Koronavirüs’le birlikte gelen sosyal izolasyonun bu sorunları su yüzüne çıkaracağı için boşanma kararlarını hızlandırabilir. Eğer birlikte iyileşmeyi başaramazlarsa tabii ki.


Hayat artık bir süre aynı dışarda çalıştığımız gibi olmayacak. Bu süreci fırsata dönüştürmek gerçekten bu süreçten kendimize, ilişkilerimize, hayattaki önceliklerimize dair farkındalık kazanmakla olabilir. Kısıtlanmak ve sıkılmak, insanların yaratıcı taraflarını ve güçlü yanlarını ortaya çıkarmalarına vesile olabilir. Çiftler de belki daha önce hiç yapmadıkları kadar maddiyattan çok manevi değerleri paylaşmayı, birlikte hayal kurmayı, birbirlerine umut verebilmeyi deneyimleyebilirler. Çocuklar için de anne ve babalarının bu süreçle olabildiğince sağlıklı bir şekilde başa çıktıklarını görmek gelecekleri için güzel bir öğreti olacaktır.


Eğer tüm bu sorunlarla aile olarak başa çıkmak zorlaşırsa, aile kendini ifade etmek için güvensiz bir yer haline gelirse, tekrar tekrar aynı döngülerin içinde sıkışıp kaldığınızı hissediyorsanız, ilişkiler kopma noktasına geldiyse, bireylerden birinde bir semptom ortaya çıkarsa mutlaka bir çift ve aile terapistinden destek alın. Çift ve aile terapistleri bu süreçte online da çalışmaya başladılar. Terapistin yetkinliğini ve deneyimini araştırarak kendi başınıza, eşinizle ya da tüm aile olarak destek alabilirsiniz.


· Dr. Yudum Söylemez ·